MAKALELERİMİZ

   - YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ -



ÇİFTLERİN ÇOCUK İSTEMEME NEDENLERİ NE OLABİLİR?

Çocuk sahibi olmak istememe nedenleri (kadınlar açısından);

a) Doğum ile ilgili endişeler; hatalı öğrenmeler sonucu geliştirilen yanlış inançlar sıkıntı kaynağı olabilir. Sancıların dayanılmaz olduğu, doğum çok riskli ve zor olacağı düşünceleri, doğum anında sakatlanabileceği ya da hayatını yitirebileceği korkuları başta gelen nedenlerden biridir.

b) Annelik rolüne yönelik endişeler; iyi bir anne olamayacağı, çocuğuna sahip çıkamayacağı, anneliği beceremeyeceği, ne ilişkin kaygılar, özgüven eksikliği, kendine yeterince güvenememe.

c) İş hayatından kopmak istememe; çalışan bayanlar için iş hayatından ve kariyer planlarından vazgeçmek veya ertelemek istememe bir diğer neden olabilir.

d) Hareket kısıtlılığını reddetme ; doğum sürecinde ortaya çıkacak olan hareket kısıtlığından rahatsız olma, Bu dönemde artık eskiden yapılan koşturmalı işlerden uzak kalınmak zorunda kalınıyor. Bu durumda özellikle hareketli bir yaşam tarzına sahip anne adayları, sıkıntı yaşayabiliyorlar. Arkadaşları tatil yaparken Uludağ’da kayak yapmayı düşünürken, eğer hamile iseniz, daha az aktivite gerektiren programlar yapmak zorunda kalıyorsunuz . Yurtdışı tatilleri uçak seyahatleri azalmaya başlıyor.

Düşük tehlikesiyle birlikte güvenli bir yer olarak evi tercih etme ve dışarı çıkmalarda azalma olması kadının sıkıntısını arttırabiliyor.

e) Fiziksel görünüm ve estetik kaygılar; hamilelik ve doğum sonrasında vücudunda özellikle karın ve göğüs bölgesinde çatlamaların olacağına dair endişeler kadını rahatsız edebiliyor.

f) Kilo ile ilgili endişeler; doğum sürecinde alınan kiloların tekrar verilemeyeceğine dair endişeler. Doğum sonrasında kilolu bir kadın olarak kalma korkusu diğer bir neden olabilmektedir.

Sorumluluk almaktan korkma;

çocuğun sorumluluğunu yerine getiremeyeceği, maddi açıdan çocuğa iyi imkanlar sunamayacağı, onunla yeterince ilgilenemeyeceği korkuları.

Planlı kişiler;

Bu kişiler hayatlarında sürekli plan yaparlar. Onlara göre her şey planlı olmalıdır. Sürprizlerden pek hoşlanmazlar. Kariyerinde hedeflediği yere geldikten sonra çocuk yapmayı düşünebilirler.

Karamsar kişiler;

Bu kişiler genellikle dünyaya karamsar bir bakışla bakarlar. Onlara göre savaşların olduğu, insanların ekonomik güçlükler öektiği bu ortama yeni bir çocuk getirmenin ne anlamı var?

2- ÇOCUK İSTEMEYEN BİR KADIN YA DA ERKEK, ÇOCUK SAHİBİ OLURSA NE OLUR? BU DURUM, ÇOCUĞUN VE ÇİFTİN PSİKOLOJİSİNİ NASIL ETKİLER?

İstenmeyen bir gebelikte özellikle annenin istemediği bir gebelikte psikolojik problemler daha sık görülür. Annenin bu ruhsal reaksiyonları, çocuğuna ilişkin endişeleri, sakat kalma gibi korkuları gebelik komplikasyonlarıın seyrini etkiler. Özellikle kişilik ve duygu yaşantısı bozuk, anneliğe yeterli olmayan kadınlar, bedensel ve ruhsal açıdan çocuksu kadınlar ya da mazohistik eğilimler taşıyan kadınlarda bu dönem daha güçtür. Ayrıca aile içi şiddet, tartışma ve çatışmalar, ailede destek ortamının olmaması da bu güçlükleri artırır.

Eşin tutumu;

Hamilelikte eşin tutumu ve içinde yaşanılan çevre öneli bir faktördür.

Kadının hamileliği evlilik ilişkilerinde bazı değişimleri de beraberinde getirir. Ve babaya belirli görevler yükler. Erkek bir taraftan eşindeki fiziksel ve ruhsal değişiklikten etkilenir., diğer taraftan kendisinin ilk çocukluk yıllarından bu yana annesi, babası ve kardeşleriyle yaşadığı ilişki biçimi ve eşlik eden duyguları ortaya çıkarır. Kadının duygusal olarak kendi içine kapanması, erkekte ihmal edildiği düşüncesini ortaya çıkarabilir.

Erkekte daha çok endişeler maddi yöndedir. Kadının çalışıyor olması ve işinden ayrılmak zorunda kalması hem doğrudan hamile kadın üzerinde hem de eşinde sosyal ve ekonomik endişeler yaratır.

3-EŞLERDEN BİRİ ÇOCUK İSTEMEZ İSE YAŞANAN SORUNLAR NASIL ÖNLENEBİLİR?

Eğer birliktelik belli bir çizgide oturmuşsa, evlilikle ilgili problemler çözümlenmişse veya azaltılmışsa kadının ve erkeğin vereceği ortak bir karar alınabilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için mutlaka aile içindeki iletişim kanallarının açık olması, eşlerin duygu ve düşüncelerini birbirleriyle paylaşabilmesi gerekir.

Erkeğin destek ve ilgisi her ikisinin de yaşadığı ruhsal karmaşayı azaltır. Erkek çeşitli zorlanmalarla ne kadar başarılı bir biçimde baş edebilirse, kadının uyum sağlamasını o kadar cesaretlendirir. Öte yandan daha önceki kişisel ve evlilik çatışmaları çözümlenmemişse veya erkeğin yapısı ya da olgunluğu yardımcı olmaya, paylaşmaya, destek olmaya müsait değilse kadının baş etmesi ve yükü ağır olacaktır.

4-KADINLAR, ÇOCUKLARI ARKADAŞ OLARAK GÖRDÜKLERİ SÖYLENİYOR. BU NE KADAR DOĞRU?

Evet bu zaman zaman olabiliyor.Özellikle anne ile çocuğun yaş farkı çok değilse anne ile çocuk arasında arkadaş ilişkisine benzer bir ilişki kurulabiliyor. Ancak arkadaş ilişkisinde bahsedilen çocuğa yakın olmak ve onu anlamaya çalışmak olmalı. Ona hiç kural getirmemek, her istediğini yerine getirmek anlamına değil.

5 - KİŞİLER ÇOCUKLUKLARINI YENİP ÖYLE Mİ ÇOCUK SAHİBİ OLMALILAR?

Kişiler bir çocuğun sorumluluğunu maddi- sosyal ve psikolojik anlamda yerine getirebilecek olgunluğa eriştiklerinde çocuk sahibi olmaları önerilebilir.

6 - ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN İDEAL YAŞ NEDİR?

Bunun için kesin bir yaş sınırı yoktur. Ancak kadın ve erkeğin cinsel olarak aktif oldukları, kadınların doğurganlıklarının devam ettiği, ekonomi ve kariyerle ilgili hedeflerin büyük ölçüde tamamlandığı 25 yaş ve sonrası daha uygun olabilir.

Psikolog Ferahim Yeşilyurt International Hospital İstanbul



yetişkin psikolojisi ana sayfasına dönmek için tıklayın



İDA PSİKİYATRİ MERKEZİ © 2009 | bize ulaşın