MAKALELERİMİZ

   - YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ -



HAMİLELİK VE DOĞUM SONRASI CİNSEL SORUNLAR

Eşler arasındaki cinsel sorunlar genellikle hamilelik esnasında başlamaktadır. Bu dönemde anne adayının kendini algılaması, annelik rolünün yüklediği anlamın yoğunluğu, fiziksel ve estetik kaygılar sorunun derecesini belirleyecek faktörlerdendir.

Eğer anne adayı cinsel ve estetik kaygılar sebebiyle kendisini beğenmiyor ve bedenindeki değişikliklere tepki gösteriyorsa, bu durum muhakkak ki "onların" cinsel yaşamını olumsuz etkileyecektir.

Kendimi beğenmiyorum...

Doğumdan sonra epey kilo almıştım. Göğsümde ve karnımda yoğun çatlaklar görülüyordu. Bu çatlaklar oluşmasın diye her ne kadar çeşitli kremler kullandıysam da kar etmedi. Doğumdan sonra kendimi hiç beğenmiyordum. Hatta tek kelimeyle iğrenç buluyordum. Eşim zaman zaman benimle cinsel birliktelikle ilgili girişimde bulunuyordu. Ancak ben sert bir dille onu reddediyordum. Çünkü onu samimi bulmuyordum. O halimle beni nasıl arzulayabilirdi ki? Kilolu bir kadın, her tarafında çatlaklar var ve sarkık göğüsler de cabası...

Yada bir başka anne adayı, annelik rolünü gözünde çok fazla kutsallaştırıyorsa ve kendisini annelik rolüyle çok yoğun biçimde özdeşleştirmeye çalışıyorsa; bu durum da kadının cinselliğe daha mesafeli bakmasına neden olacaktır.
Diğer bir grup anne adayı da yoğun endişeleri nedeniyle bebeğe zarar verebileceğini düşünerek cinsel ilişkiden kaçınır (orgazm esnasındaki kasılmalardan dolayı bebek kafa travması, beyin sarsıntısı geçirir mi? diye).

Hamilelik ve doğum sonrasında tüm toplumlarda bebeği ve anneyi korumak amacıyla cinsellik tabulaştırılmıştır. Bunu pek çok kültürde görüyoruz. Burada amaç, kadını doğum sonrası olabilecek kanama ve enfeksiyon riski gibi komplikasyonlardan ve hastalıklardan korumaktır. Bizim kültürümüzde de 40 gün geleneksel öğelerle desteklenerek, cinsel ilişki yasaklanır. Ancak doğum üzerinden 40 gün geçtikten sonra ilişki daha doğal karşılanır.

Bunun dışında eşler arasında oluşabilecek sorunların büyük çoğunluğu iletişim sorunlarına dayalıdır. Hamilelik döneminde ve doğum sonrasında baba adayları, eşlerini üzmemek veya onların morallerini bozmamak için birçok sorununu paylaşmak istemezler. Ve sorunları kendi içlerinde yaşamayı tercih ederler. Bu ise, babanın kendisini yalnız hissetmesine neden olabilir.

Sorunlarını paylaşmayan çiftler bir süre sonra cinsel sorunlar da yaşamaya başlarlar. Çünkü cinsellikte çiftler arasındaki duygusal, psikolojik ve tensel iletişim oldukça önem taşır. Cinsel sorunlar kişilerin cinselliğe bakış açılarına göre değişebilir. Cinselliğe fazla önem veren erkekler olduğu gibi kadınlar da olabiliyor. Kadınlarda cinsel isteksizlik şeklinde görülen sorunlar, erkeklerde bir süre sonra ereksiyon (sertleşme) sorunlarına da neden olabiliyor.

Hamile kadın biraz çocuklaşır. Olaylara karşı daha duyarlı hale gelir. Ve derinliklerdeki ruhsal sorunları su yüzüne çıkabilir. Tüm bu değişimler de çiftler arasındaki iletişim sorunlarını arttırır.

Hamilelik öncesinde anne ve baba adayının bilgilendirilmesi oldukça faydalı olmaktadır. Hamilelik ve doğum sonrasında oluşabilecek sorunlarla diğer çiftlerin de karşılaşabildiği bilgisinin verilmesi çiftlerin rahatlamasına ve sorunlarını kabul ederek daha kolay atlatmalarına yardımcı olacaktır. Bu sorunlar şiddetlenirse psikolojik destek alınması gerekir.

Bizler klinikte genellikle cinsellikle ilgili başvuruların nadir olarak yapıldığını görmekteyiz. Çoğunlukla çiftler cinsel sorunlar nedeniyle değil, doğum sonrası artan şiddetli geçimsizlik nedeniyle müracaat ederler. Uzmanların amacı da sorunun kökeninde yatan iletişim sorunlarını çiftlerin çözümlemesine yardımcı olmaktır.

Her zaman bir uzmana başvurmak gerekli değildir. Ancak özellikle evliliği tam oturmadan çocuk sahibi olunan ilişkilerde sorunlar yoğun olabilir ve tedavi gerekli olabilir.

Eşler sorunu çözmekte istekli iseler ve soruna eşlik eden çok yoğun ek problemler yok ise %80-85 başarı mümkündür. Ancak eşlik eden ek sorunlar tedaviyi güçleştirir.

Boşanmanın eşiğine gelmiştik...

Doğumdan sonra neredeyse cinselliğe karşı hiçbir ilgim kalmamıştı diyebilirim. Benim için sadece bir yüktü. Eşim zaman zaman benimle birlikte olmak istiyordu, ancak ben eşime bu durumlarda çok kızıyordum. Sanki bana tecavüz edecekmiş gibi geliyordu. Ardından ipe sapa gelmez konularda saatlerce tartışmalarımız başlıyordu. Ve neredeyse boşanma eşiğine gelmiştik. Bu esnada daha önce tanıdığımız bir psikologdan yardım almayı düşündük. Öyle ya biz birbirimizi severek evlenmiştik, çok isteyerek bir çocuk sahibi olmuştuk. Yanlış olan neydi? Nerede hata yapmıştık?..

Eşim beni düşüncesizlikle suçluyordu...

Hamilelik döneminde eşimle aramızda cinsel sorunlar başladı. Eşim hassas bir insan. Ben cinselliğin hayatımın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görüyorum. Benim için yemek yemek, su içmek gibi doğal bir ihtiyaç. Eşim hamilelik döneminde beni daha farklı görmeye başlamıştı. Önceden benimle sevişmekten ne kadar zevk aldığını söylerken, şimdilerde bana zarar vereceğinden korkmaya başlamıştı. Hatta benim cinsel isteklerime karşı çıkıyor ve böyle bir durumda nasıl cinselliği düşünebildiğimi soruyordu. Beni sorumsuzlukla ve zevk düşkünlüğüyle suçlamaya başlamıştı...

Psikolog Ferahim Yeşilyurt İnternational Hospital İstanbul



yetişkin psikolojisi ana sayfasına dönmek için tıklayın



İDA PSİKİYATRİ MERKEZİ © 2009 | bize ulaşın