MAKALELERİMİZ

   - YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ -



TÜRK HALKI BİRİNCİ

Türk halkı televizyon izleme süresinde tüm dünya ülkelerini geride bırakarak Amerika ile birlikte birinciliği paylaşıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre televizyon başında geçirilen süre Türkiyede günlük 3,5 saat iken; son dönemlerde 4 saate çıktı. Düşünün, zamansızlıktan şikayet eden, trafikte (yetişmemiz gereken acil işlerimiz olduğu için!) birbirimizle yarıştığımız ülkemizde insanlarımız her gün 4 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Yılda 1460 saat televizyon karşısında kaybediliyor.

Peki ne izliyoruz televizyonda? Yine Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre sadece ulusal kanallarda 40 yerli dizi yayınlanıyor. Dizilerin yanısıra yarışma programları ve 90 dakikalık futbol karşılaşmasının 9 ay tartışıldığı spor programları...

Genel olarak konuşulduğunda sanki bu programları başkaları izliyormuş gibi geliyor. Çünkü insanlar sanki kendileri değil de hep başkaları bu programları izliyormuş gibi düşünüyor. Oysa sorun hepimizin sorunu. Hepimiz bir yerden bu sorunun parçasıyız. Hepimiz çeşitli nedenlerle televizyonun karşısına geçmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Peki neden televizyonun başına geçmekten kendimizi alıkoyamıyoruz? Bu durumun pekçok nedeni olmakla birlikte; en önemli bulduğum birkaç nedeni sizlerle paylaşmak istiyorum.

Televizyon en kolay ulaşabileceğimiz eğlence aracıdır. Günlük yaşamda, özellikle metropollerde yaşamlar birbirine oldukça benzemeye başladı. Eğer karı koca çalışıyorsanız sabahın erken saatlerinde koşuşturmaya başlıyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde başlayan koşuşturmacada akşama kadar yoğun bir gün yaşıyorsunuz. Bu yoğunluğa günde ortalama 2 saatinizi götüren trafik karmaşası, iş hayatındaki yoğun rekabet ve gelecek kaygısı her gün ekleniyor. Eve gelir gelmez vakitsizlikten dolayı birkaç dondurulmuş ürünü hızlı bir şekilde hazırlayıp tüketerek karnımızı doyuruyoruz. Bir an önce kafamızı dağıtacak, bizi günlük yaşamın zorluklarından uzaklaştıracak bir şeye ihtiyaç duyuyoruz. İşte bu noktada bizi sıkıntıdan kurtaracak mucizevi bir alet geçiyor karşımıza ve kumandasına dokunduğumuz andan itibaren alıveriyor bizi hemen büyülü dünyasına...

Hepimizin gerçekleşmeyen hayalleri vardır. Bazılarımızın çocukluk yıllarında, bazılarının gençlik yıllarında, bazılarımızın evlilik hayatında gerçekleşmemiş hayallerimiz vardır. İşte bu hayalleri televizyondan satın alarak karşılıyoruz. Satın alıyoruz çünkü bu hayalin karşılığında zamanımızı cömertce harcıyoruz. Televizyon dizileri önemli ölçüde bu amaçla yapılır. Gençlik yıllarına ait hayaller ve özlemler "Kampüsistan", "Çınaraltı" gibi gençlik dizileriyle, 80’li yıllardaki duygu ve hayaller "Çemberimde Gül Oya" gibi dizilerle karşılanmaya çalışılıyor.

Televizyon minimum emek ve çaba ister. Gündelik hayatın koşuşturmasından sonra kendimiz için birşeyler yapmaktansa televizyon karşısına geçerek kendimizi yayın akışına bırakmak daha kolay gelmektedir. Eğer sinemaya veya tiyatroya gitmek isterseniz bunun için ekstra bir çaba göstermeniz gerekir. Oysa televizyon bu çabayı sizden istemez.

Yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı televizyon çekici bir iletişim aracıdır. Ancak bu aracı eğer etkili bir biçimde kullanmak istiyorsanız seçici olmanız gerekmektedir. Televizyonun esiri haline gelmekten kendimizi ancak bu sayede kurtarabiliriz. Bunun dışında biraz daha çaba göstererek kendimizle başbaşa kalmayı ihmal etmemeli ve "Beni nelerle uğraşmak mutlu ediyor?" sorusunun yanıtı üzerinde düşünerek kendi gelişimimize de vakit ayırmalıyız.

Psik. Ferahim Yeşilyur



yetişkin psikolojisi ana sayfasına dönmek için tıklayın



İDA PSİKİYATRİ MERKEZİ © 2009 | bize ulaşın