MAKALELERİMİZ

   - YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ -



YALANCI GEBELİK

Yalancı gebelik (pseudocyesis), biyolojik olarak gebe kalınmamış olmasına rağmen kişinin karın bölgesinde şişme, göğüslerde büyüme, gebelik lekeleri, adet görmenin kesilmesi, mide bulantısı gibi doğum belirtilerinin görüldüğü bir konversiyon bozukluğudur ve ilk defa 1938 yılında Flanders Dunbar tarafından 'bir kadının hamile olduğuna tam olarak inanması ve gerçek bir hamilelik olmadan nesnel hamilelik işaretleri oluşturması’ olarak tanımlanmıştır ve bu tanım halen geçerliliğini korumaktadır. Karınlarının gebelik olmadığı halde hamile gibi şişme göstermesi, burada yağ dokusu ve sıvı toplanması sonucudur Böyle aşırı çocuk arzusu olan bir kadında, adet görülmemesi, bulantı, kusmalar, aşerme ve karnın büyümesi gibi hamilelik belirtileri bazen doktoru bile yanıltacak kadar gerçek bir gebeliği andırır. Bu durumda 9 ay süreyle kendisini hamile sanan ve 9 aylık hamile bir kadın görünümünde kadınlar vardır. Bu durum, ilk defa Hipokrat tarafından M.Ö 300 yılında, adet düzenleri bozuk ve karın bölgeleri şişkin olduğu için hamile olduğunu zanneden 12 kadın vaka ile tarif edilmiştir. Tarihte de İngiltere kraliçesi Mary Tudor (1516-1558) iki defa yalancı gebelik yaşamıştır. Ayrıca Sigmund Freud’un vaka hastalarından Anna O.’nun yaşam öyküsünde yalancı gebelik rapor edilmektedir.

Yalancı gebelik ruhun bedeni şekillendirebilen etkisini gösterir bir durumdur ve muhtemelen hipotalamus üzerinden etkin olmaktadır. Ortaya çıkmasına katkıda bulunan psikolojik süreçler hamile olmaya ve çocuk büyütmeye ilişkin hastalıklı seviyede bir istek veya korku duymak, cinsiyete ilişkin çelişkili duygular yaşamak, bir düşük yaşanması, tüplerin bağlanması veya rahmin ameliyat ile alınmasını takiben ağır üzüntü tepkisi gösterilmesi sayılabilir.

Bazı vakalarda hamile olmak kişiye aile ve çevresinden ek ilgi ve ihtimam görmek gibi faydalar sağlayabilir. Yalancı gebelik vakalarında kişinin hamile olduğunu düşünerek doktora başvurması sıkça görülür. 20. yüzyılın başında rapor edilen yalancı gebelik vakaların sayısı en yüksek seviyesine ulaşmış ve o günlerden günümüze giderek gerileme göstermiştir. İngilizce tıp literatüründe 1890 – 1910 yılları arasında 156 vaka raporlanmış, aynı sayı 1959 – 1979 arasında 42 olarak gerçekleşmiştir.

Yalancı gebelik herhangi bir yaşta, hatta erkeklerde bile gözlenebilir. Erkeklerde görülen yalancı gebelik, bazı ilkel toplumlarda görülen, ve doğal sayılan, çocuk doğduktan sonra onu kendisi doğurmuş gibi kendi yatağına götürme ve loğusalık dönemi yaşaması durumundan (couvade) farklı bir durumdur. Bu örnekteki sahiplenme durumunun ötesinde, erkekte yaşanan yalancı gebelik durumunda gebelik belirtilerinin bir çoğu erkekte de gözlenebilir. Klinik olarak yalancı gebeliğin, psikotik hastalıklarda görülebilen ve herhangi bir nesnel işaret olmamasına karşı oluşan gebelik sanrısından da ayırt edilmesi gerekir.

Yalancı gebelik görülme sıklığı tahminleri büyük farklılıklar göstermektedir. Fried ve arkadaşları 1951 yılında yaptıkları bir araştırmada 250 klinik hamilelik vakasında 1 olarak raporlarken, Cohen 1982 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Boston bölgesindeki hastanelerde yıllık ortalama 22.000 doğum arasında 1 – 6 vaka görüldüğünü raporlamıştır. Görülme sıklığı kültürel etkenlere göre değişse de, batı kültürlerinde daha seyrek görülmektedir. Brenner 1976 yılında Güney Afrika’da Soweto bölgesindeki 200 doğum vakasının birinde yalancı gebelik görüldüğünü rapor etmektedir. Bu çalışmanın incelediği bölgesi halkında, damadın ailesi gelinin ailesine başlık parası vermekte, ancak gelin makul bir zamanda bir çocuk doğuramazsa başlık parası iade edilmekte veya damada yeni bir gelin bulunması beklenmekteydi. Bu baskının söz konusu kültürde yalancı gebelik oranlarının daha sık görülmesini teşvik ettiğini düşünülmektedir.

Yalancı gebeliğin tedavisi bir psikiyatrist ile bir jinekolog veya birinci basamak sağlık hizmeti doktorunun uyumlu çalışması ile gerçekleştirilmelidir. Negatif çıkan gebelik testi sonuçlarının, yalancı gebelik durumunu yaşayan kimseye dikkatli ve sevecen bir şekilde aktarılması, genellikle gebelik belirtilerinin gerilemesine sebep olabilmektedir. Ayrıca olayın temelinde yatan problemli psikolojik işlev bozukluğunu tedavi etmek için destekleyici psikoterapi uygulanması tavsiye edilir. Yalancı gebelik durumu, negatif test sonuçlarına rağmen yalancı gebelik durumu devam eden hastalarda antipsikotik ilaç kullanımı olumlu sonuçlar vermektedir. Özetle yalancı gebelik, tarihsel bir ilgi alanı değildir ve teşhis ve tedavisi günümüz klinik pratiği içinde ele alınmalıdır.

REFERANSLAR

Brenner B. N. (1976) Pseudocyesis in blacks. South African Medical Journal 50, 1757-1759.

Cohen L. M. (1982) A current perspective of pseudocyesis. American Journal of Psychiatry 139, 1140-1144.

Fischer I. C. (1962) Hypothalamic amenorrhoea: pseudocyesis. In: Psychosomatic Obstetrics, Gynaecology and Endrocrinology, edited by Kroger W. S., pp. 219-297. Springfield, Charles C. Thomas.

Fried P. H., Rakoff A. E. and Schopbach R. R. (1951) Pseudocyesis: a psychosomatic study in gynaecology. Journal of the American Medical Association 145, 1329-1335.

Hippocrates (1839 edition) Oeuvres Completes. Paris, Balliere.

Small, G. W. (1986) Pseudocyesis: an overview. The Canadian Journal of Psychiatry 31, 452-457.

Bayan S, 16 yaşında yaşadığı korunmadan yaşadığı ilk cinsel deneyimi ardından hamile kaldığını düşünmüştür. Bu nedenle, kendi durumunu öğrenmek amacıyla doğum belirtilerini öğrendikten kısa bir süre sonra adet görmemeye başlamıştır. Göğüslerinde hissettiği karıncalanma hissini, göğüslerinin büyüdüğüne yormuştur. Ayrıca doktora başvurduğunda sabahları mide bulantısı ve kusma yaşadığından şikayet etmiştir. Mide bulantısı ve kusma olaylarına annesi de şahitlik etmektedir. Yapılan incelemede rahminde genişleme, göğüslerinde büyüme, leke oluşumu ve süt üretimi, karın bölgesinde gebelik lekeleri tespit edilmiştir. Bayan S’nin karın bölgesi genişlememiş olmasına rağmen, rahminde cenin hareketleri hissettiğini ifade etmektedir. Yapılan gebelik testi negatif sonuç vermiş olmasına karşın kişiyi buna inandırmak mümkün olmamıştır. Bunu takiben psikoterapi uygulanmaya başmış ve iki ay içinde adet düzeni eskisine dönmüş ve kişi hamile olmadığı gerçeğini kabullenmiştir



yetişkin psikolojisi ana sayfasına dönmek için tıklayın



İDA PSİKİYATRİ MERKEZİ © 2009 | bize ulaşın