MAKALELERİMİZ

   - YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ -



Anoreksiya Nervosa

A.N. da en önemli bulgu kilo almaktan aşırı kaçınmadır. Genellikle sanılanın aksine iştah kaybı yoktur. Şu belirtiler bize A.N. hastalığını düşündürtmektedir.

- Vücut ağırlığının çok düşük olmasına rağmen ( yaşa ve boya göre en az % 15’ den daha altında ) kilo alma ve şişmanlama korkusu olması. - Tartıyla ve diyetle aşırı ilgili olma. Kendini olduğundan daha şişman olarak görme.

- Yemeklerden sonra kendini zorlayarak kusturma, ishal yapıcı ilaçlar kullanma veya aşırı egzersiz yapma.

- Adet düzensizlikleri, bazen adetten kesilme.

- Ergenlikteki ikincil cinsel organ gelişiminde gecikme. ( Meme vb)

A.N genellikle ergenlik döneminde başlar ve genellikle kızlarda görülür. En çok zirve yaptığı yaşlar 14 ve 18 dir. Tüm nüfusun yaklaşık yüz binde 1-8 ‘ inde görülmesine rağmen, üst sosyoekonomik düzeydeki kızlarda oran % 1 ‘ e yükselmektedir. Ne yazık ki her geçen gün görülme sıklığı artmaktadır. Türkiye’de kesin bir istatistik henüz yoktur. Fakat bu alanda önemli araştırmalar halen devam etmektedir.

A.N. olan gençlerin ortak özelliklerine bakarsak; bu gençler genelde takıntılı, mükemmeliyetçi, titiz, dürüst, çalışkan, popüler ve başarılıdırlar. Hastalığın nedenleri arasında genetik, psikolojik ve toplumsal nedenler olduğu düşünülmektedir. Alım gücünün yüksek ve zayıf olmanın popüler (moda) olduğu toplumlarda sık olmakla birlikte daha yoksul kesimlerde de sıklığı artmaktadır. Eskiden “manken hastalığı” olarak adlandırılırken artık neredeyse tüm toplum katmanlarında görülebilmektedir. Ailelerinde yada arkadaşları arasında diyet yapan birisinin olması bazen hastalığı tetiklemektedir. Genç kızdaki kalorili besinleri kısıtlama şeklinde masum bir diyet gibi başlayan hastalık gittikçe ciddileşen sürekli bir besin kısıtlaması haline dönüşür. Kilo kaybı oldukça bu kısıtlama artar. Amaç daha da zayıf görünmektir. Çünkü bu kızlar etraflarındakilerin tüm telkinine ve aynada gördüklerinin aksine hala bedenlerini şişman olarak algılamaktadırlar. Bu konuda ikna edilemezler. Zamanla besin kısıtlamasına, aşırı egzersiz bazen de ishal yapıcı ilaçlar kullanma ve kendi kendine kusturma gibi belirtiler eklenir. Ailenin ısrarları sürdükçe onlarla aynı sofraya oturmaktan kaçmaya başlarlar. Ailelerine özellikle annelerine karşı düşmanca davranırlar. İçe kapanır ve sosyal çevrelerini kısıtlarlar. Çoğunlukla depresyona girerler. Bir süre sonra fiziksel ve zihinsel açlık belirtileri başlar ama hastalar bu açlığı inkar ederler. Genelde “kadınlık rolünü” redderler. Böylece büyümeyi ve cinsel olgunluğa ermeyi de reddetmiş olurlar. Pek çoğunun erkek arkadaşı yoktur. Cinsel ilişkiye girmekten kaçınırlar.

Eğer hastalık tedavi edilmezse kansızlık, vücut sıvı ve elektrolit dengesizlikleri, saç dökülmesi, kemik erimesi, bağırsak tıkanması, kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sonuçta ölüm görülebilir. Ayrıca depresyon, obsesif kompulsif bozukluk ve anksiyete bozuklukları da A.N. ile beraber sıkça görülen diğer psikiyatrik hastalıklardır.Unutmayalım ki A.N. psikiyatrinin tek ölümcül hastalığıdır. Bu hastalığa tutulan her 100 hastadan 5’ i ne yazık ki kaybedilmektedir.

Bulimya nevroza A.N. gibi özellikle genç kızlarda görülen bir yeme bozukluğudur. A.N ‘ lı hastaların bir kısmında B.N. belirtileri de bulunmaktadır. BN genellikle iki saatten daha kısa süreli önüne geçilemeyen aşırı yeme dürtüsü ve bunun sonucunda tıkınırcasına yeme nöbetleri ile karakterize bir hastalıktır. Bu yeme nöbetini vicdan azabı ile birlikte pişmanlık ve kusma, ishal yapıcı ilaçlar kullanma veya aşırı diyet yapma izler. Bu ataklar haftada en az iki kez tekrar eder. Bu hastalar da AN hastaları gibi beden görünümleriyle aşırı ilgilidirler ancak onlardan farklı olarak beden görünümlerini yanlış algılamamaktadırlar. Tedavi konusunda daha kolay ikna edilebilirler. Tedaviye ve hekimlerine karşı daha uyumludurlar. Bu yüzden BN ‘ da tedavi şansı daha yüksek , ölüm oranları daha düşüktür. BN hastaları genellikle tıkınma ve kusma nöbetlerini çevrelerinden saklamaya çalışırlar. Kusmaya bağlı diş çürükleri, yemek borusu yaralanmaları ve ülserler, kan biyokimyasındaki tehlikeli bozukluklar, işaret parmaklarının tırnağında şekil değişiklikleri sık görülür. BN da uzun süreli tedavide başarı şansı % 75’ tir.

Kişilerin özellikle AN hastalarının kendi kendine tedavisi mümkün değildir. Çünkü kişi kendi bedenini bizim dışardan gördüğümüz şekilde algılamamaktadır. Dolayısıyla ortada ona göre tedavi edilecek bir durum yoktur. Öncelikle hastalığı konusunda onu ikna etmek gerekir. Burada en önemli rol aileye düşmektedir. Çünkü erken tanı, tedaviyi olumlu etkilemekte beklide olası bir ölümden genci korumaktadır. Aile özellikle aşırı diyet yapan, belirgin kilo kaybı olan, bedeninin görünümü ve kilosuyla ilgili uğraşlara aşırı zaman ayıran çocuğunu dikkatle izlemeli bu hastalıklardan şüpheleniyorsa mutlaka bir psikiyatristten destek almalıdır. Yemek yeme konusundaki ısrarcılık genellikle geri tepecektir. Tedavide hem fiziksel sorunlarla hem de ruhsal sorunlarla uğraşılır. Gerekirse ( kilonun normalin % 80 altında olduğu durumlar gibi) hastaneye yatırılır. Burada psikiyatrist, diyetisyen, iç hastalıkları uzmanı ve kadın doğum uzmanından oluşan bir ekiple hasta tedavi edilir. Diyeti düzenlenir, depresyonu tedavi edilir, beslenme alışkanlıkları davranışçı terapi yöntemleriyle normalleştirilir. Psikoterapi sürecinde altta yatan psikolojik sorunlar adım adım çözülmeye çalışılır. Hastalar genelde başlangıçta haftada bir kez, tedavi ilerledikçe daha uzun sürelerle terapiye çağrılmaktadır. 18 yaş altındakilerde aile terapisi daha uygun bir seçenektir. Tedavi reddi karşısında bıkkınlık bazen de kızgınlık yaşayan aileye başa çıkma yöntemleri öğretilir.Ailenin ısrarcı olmadan destek olup anlamaya ve sabretmeye dönük davranışları desteklenir. Gencin yanında kilo alma gibi konuları konuşmamaları öğütlenir. Çünkü bu hastalar yemeyle ilgili ısrarları bir saldırı gibi algılamaktadırlar.

Unutmamalıyız ki AN ve BN oldukça uzun süren , inatçı ve zor tedavi edilen hastalıklardır. Tedavideki gerilemeler, tedavi reddi veya tekrar tedavi olma isteği , bu hastalıkların normal seyrinin parçalarıdır. Umutsuzluğa kapılmadan tedavi ekibiyle beraber davranarak hastalığın iyileşmesi için çaba göstermek en akıllıca yol olacaktır.

0lgu : C.T. 20 yaşında,sanayici bir baba ve öğretmen bir annenin kız çocuğu. Kendisinden sekiz yaş büyük bir abisi var. Özel bir üniversitede dış ticaret okuyor. Çok başarılı bir öğrenci. Annesinin ısrarıyla başvurdu. 13 yaşından beri kalori hesapları yapıyor özellikle karbonhidrat içeren besinleri hemen hemen hiç yemiyor. Başlarda ayna karşısından ayrılmazken şimdi aynaya bakmıyor. Kilosunu ölçmüyor. Çok şişman ve biçimsiz olduğunu düşünüyor. ( boyu 173 cm 39 kilogram) Son 3 yıldır tek başına yemek yiyor. Kendine özel yemek pişiriyor.Annesiyle sürekli bu konuda kavga ediyorlar. Babası onunla pek ilgilenmiyor. Bu durumdan anneyi sorumlu tutup suçluyor. Her gün yaklaşık 3-4 kilometre yürüyor. Zamanın çoğunu farklı egzersizlerle geçiriyor. Saçları dökülmeye başladığı için bant veya bandana ile gizlemeye çalışıyor. Adetleri çok düzensiz. Arkadaş çevresi giderek daralmış. Sürekli ders çalışıyor. Dördüncü yabancı dili de öğrenmek üzere kursa gidiyor. Genelde mutsuz, sinirli ve alıngan biri olarak kendini tanımlıyor.

Bir yıldır süren bir erkek arkadaşı var. Onunla cinsellikten söz etmekten bile hoşlanmıyor. Cinselliği “mide bulandırıcı” olarak tanımlıyor. 7-8 yaşlarındayken abisinin cinsel tacizine uğradığını sanki başkası yaşamış gibi duygusuz bir ifadeyle anlatıyor. 4 ay önceki tedavi girişiminde hastaneden 3 kg alıp çıktığında sevgilisinin ona dokunup “o balık eti olmuşsun” diyerek yaptığı espriden sonra öfkelenerek tedavisini kesip sıkı bir diyete tekrar başlamış.

Babasıyla Mısır’a yaptığı bir iş gezisinde babasının misafirleriyle aynı masada yemek yemek zorunda kalıyor. Arkasından gittiği tuvalette kendisini kustururken babasının bir misafirine yakalanıyor. Babası çok öfkeleniyor, bu kavga sırasında ishal yapıcı ilaç kullandığını da ifade ediyor. Dönüşte annenin de ısrarıyla tedavi için başvuruyor.

Hastaneye yatma konusunda ikna edilen C.T ye fiziksel ve psikolojik sorunlarına yönelik tedavi başlandı. Bir süredir ailesi ile beraber ayaktan tedaviye devam ediyor. Fiziksel durumu daha iyi halde, 2 kilogram aldı ve bundan memnun. Erkek arkadaşından ayrılmaktan vazgeçti. Aileyle aynı sofraya oturmaya başladı. Anne ve babayla olan iletişimi daha iyi.

Uz.Dr. Ali Ayas Psikiyatrist



yetişkin psikolojisi ana sayfasına dönmek için tıklayın



İDA PSİKİYATRİ MERKEZİ © 2009 | bize ulaşın