MAKALELERİMİZ

   - YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ -



Ayrılık psikolojisi ve terk edilme ile başa çıkma yöntemleri

Ayrılıktan sonraki geçirilen psikolojik evreler bir yakınımızın kaybından sonra yaşanan durumlara benzetilebilir. Terk edilen kişi, az çok aynı “kayıp duygusu” ve aynı “yas” sürecini yaşar. Kişi önceleri olanlara inanamaz ve bir şaşkınlık hali içindedir. Sonraları bu duygu öfkeye dönüşür ve kendiyle pazarlık devresi başlar. Terk eden kişinin adını duymaya bile tahammül edemez. O kişinin beğenmediği yanlarını abartır, büyütür. O kişiye karşı yaşadığı eski kırgınlıkları hatırlar. Terk edildiği için ciddi kızgınlık hissetmektedir. Kendi kendiyle iç pazarlıklar yapmaya başlar. “Acaba şöyle davransam ayrılmaz mıydık?” gibi sorularla zihni sürekli meşguldür. O kişiyle tekrar bir araya gelme olasılığının olmadığını anladıkça acısı derinleşir, hissedilen yalnızlık ve çaresizlik duyguları artar. Bunu takiben karşılaşılan dönem “çözülme” evresidir. Acı, yerini bir “burukluk” hissine bırakır. Eski sevgilisi ile anılarını ara sıra hatırlayarak hayatına devam eder.

Ayrılıktan sonra yaşanan bu dönem aslında her iki taraf içinde zorlu bir süreçtir. Bu süreçte yaşanan psikolojik evreleri bazı temel faktörler etkilemektedir. Bu faktörlerin en önemlileri de, ilişkinin süresi ve bitiş şeklidir.

Uzun süreli ilişkiler tarafların ileriye yönelik olarak birbirlerine ruhsal yatırımlar yaptıkları, belki de evlilik planlarının yapıldığı ilişkilerdir. Ayrıca uzun süreli ilişkilerde günlük hayatın bütün alışkanlıkları paylaşılır, iki aşık aynı zamanda iyi iki dost ve birer yol arkadaşı olmuştur. Böyle bir ilişkinin kaybı hem sevgilinin hem de yegane yol arkadaşının kaybıdır ve kişide onarılması zor bir yara bırakır. Bu türden ayrılıklarda “kayıp duygusu” daha derin şekilde yaşanır. Kişi kendini, bu dünyada hiç olmadığı kadar yalnız hisseder.

Severken ayrılmak yada sevgi artık tükendiği için ayrılmak da sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Unutmamalı ki hiçbir ilişki sevgi tamamen tükendiği için bitmez. Sevgi devam ettiği halde terk edilmek ayrılık acısını arttıran bir diğer önemli faktördür. Hele kişi bir başkası uğruna terk edildi ise bu acıya derin bir öfke duygusu da eşlik eder. Kişi kendisini sürekli diğer kişiyle karşılaştırır, bazen yaptıklarından dolayı eski sevgilisini suçlar ve hatta onun canını yakmak ister.

Biten bir ilişkinin ardından ayrılık acısını dindirmek için neler yapılabilir?

Nasıl iyi bir ilişkiden söz ediyorsak iyi bir ayrılıktan da söz etmek mümkündür. İlişkiye ait hesaplaşmaların yapıldığı, ayrılık nedeninin her iki tarafça da açıkça konuşulabildiği durumlarda iyi bir ayrılığın da adımları atılmış demektir. Bu dönemde yukarıda sözünü ettiğimiz evreler, herkeste birebir aynı sırayla olmasa bile, yaşanmaya başlar. Bu dönemlerde, ayrılık acısını arttırmamak gerekir. Bu nedenle, ayrılınan kişiyle karşılaşma, ona ulaşma, iletişim kurma gayreti aslında bu yarayı tekrar kanatmanın dışında bir işe yaramaz. Bu nedenle ilişki bittikten sonra taraflar arasında iletişim de olabildiğince azaltılmalıdır. Yoksa kişiler arasında gidip gelen her mesaj, yapılan her telefon görüşmesi, kişilerde boş bir umutlanmaya veya hayal kırıklığına ve öfkeye neden olacaktır.

Ayrılık sonrası dönemde alkol almaktan, uyuşturucu veya uyarıcı gibi keyif vericiler kullanmaktan veya uzman bir hekime danışmadan kendi kendine çeşitli ilaçlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Bunların yerine, yakın dostlarla dertleşmek, iş veya hobilere daha fazla zaman ayırmak, günlük hayata geri dönmeyi kolaylaştırır.

Mutlaka profesyonel yardım gerekir mi?

Ayrılık acısı yaşayan herkesin mutlaka profesyonel yardım almasına elbette gerek yoktur. Ancak kişi neredeyse bir saplantı şeklinde, sürekli ve uzun süreli olarak bu konuya takılıp kaldıysa, günlük hayatını sürdürememek tehlikesi ile karşı karşıyaysa, profesyonel yardım alması gerekebilir.

Bazen ayrılıkları takiben kişilerde ciddi depresyonlar ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda da yaşanan depresyonun tedavisi için mutlaka bir psikiyatriste başvurulmalıdır.

Bu durumların dışında, kişi veya yakınları yaşanan acının artık çok uzun sürdüğünü ve problemle yeterince baş edilemediğini düşünüyorlarsa, profesyonel danışmanlık hizmeti almak problemin çözümü için yardımcı olacaktır.

İki tarafın ayrılıktan sonra arkadaş kalabilmesi mümkün mü? Bu durum onların hayat akışına zarar verir mi?

Genelde bir çok ilişkinin bitişinde, neredeyse bir klişe olarak, arkadaş kalma isteği dile getirilir. Bu isteği, yaşanacak “kayıp” duygusunu ve dolayısıyla karşılaşılacak ayrılık acısını azaltmaya yönelik olumlu bir temenni olarak yorumlamak gerekir.

Ancak, daha önce de belirttiğim gibi, taze bir ayrılıktan sonra o kişiyle sık sık görüşmeye devam etmek ve ona karşı arkadaş gibi davranmaya çalışmak, taze ayrılık yarasını tekrar kanatmaktan başka bir işe yaramaz. Bu davranış bazen kişilerin daha da öfkelenmesine ve karşısındakine ve etrafındakilere karşı kırıcı olmasına yol açar. Ruhsal dünyamızda ve zihnimizde o kişinin “sevgili” hayali tamamen soluklaşmadan, bunun yerine arkadaş hayalini oluşturmamız mümkün değildir. Ayrılık ve sonrasındaki evreler tamamlandıktan sonra elbette kişiler hala istiyorlarsa arkadaş olmaya çalışabilirler.

Biten bir ilişkinin yeniden alevlenme şansı var mı?

Eğer ilişkinin her iki tarafı için de sevgi tamamen tükenmişse, ilişkinin yeniden başlama şansı pek fazla değildir. Bu gibi durumlarda ilişkiye tekrar başlansa bile genelde, kısa bir süre sonra tekrar bir ayrılık yaşanması tehlikesi vardır. Bu kişi için daha da yıpratıcı bir sonuç olacaktır.

Fakat bazen geri dönüşü olan bir hata veya gelip geçici bir ruh halinden sonra yaşanan ayrılıklar tekrar bir birleşmeyle sonuçlanabilir. Ayrıca, sevgililerden birisi diğerine, ilişkinin kötüye gittiğini anlatabilmek için ayrılığı tercih etmiş olabilir. Bu durumda da karşıdakinin durumu anlamasına bağlı olarak ayrılık kısa sürebilir.

Biten bir ilişkinin hemen ardından yeni bir ilişkiye başlamak ne kadar doğru? Ayrılık acısını yeni bir ilişki iyileştirir mi?

Ayrılık acısını yeni bir ilişkinin azaltacağını sanmak aslında bir yanılgıdır. Yani “aşk”ta çivi çiviyi sökemez. Genellikle yalnız kalmaktan korkan kişilerin başka biriyle avunma isteği veya karşısındaki ve çevresindekilere terk edenden daha iyisini bulabileceğini göstermek gibi bahanelerle hemen yeni bir ilişkiye başlanır.

Ancak bir sevgilinin yasını tutmadan yerine bir başka sevgiliyi koyabilmek aşkın doğasına aykırıdır. Eğer böyle bir yerine koyma mümkün olabiliyorsa, zaten önceki aşkın gerçekliğinden de şüphe edilebilir. Birisini sevmenin insana yakışır taraflarından birisi de yitirdikten sonra bunun yasını tutabilmek hatta doya doya ağlayabilmektir. Ayrılıklar hakkını vererek yaşanmalıdır ki bir sonraki ilişki daha iyi yaşansın. Ayrılıktan gerekli ders ve olgunluğu çıkaramadan kurulacak yeni bir ilişki, arkada bırakılan ilişkinin tüm zaaflarını da üzerinde taşımak zorunda kalacaktır.




yetişkin psikolojisi ana sayfasına dönmek için tıklayın



İDA PSİKİYATRİ MERKEZİ © 2009 | bize ulaşın